anasayfa
apel hakkında
sergi
sanatçılar
gelecek sergiler
geçmiş sergiler
uluslararası sergiler
başka yerlerde
kataloglar
basında apel
linkler
iletişim
english
Galeri Apel © 2007.
tüm hakları saklıdır.
Son güncellenme: 1.9.2014.
kullanım şartları

« geri
» sergi
aslımay altay göney
"arkası var"
41x 30 cm
kağıt
aslımay altay göney
"arkası var"
65x 50 cm
kağıt üzerine mürekkep
aslımay altay göney
"arkası var"
kağıt
aslımay altay göney
"arkası var" detay
70x100 cm
kağıt üzerine mürekkep
aslımay altay göney
"arkası var"
74x54 cm
kağıt üzerine mürekkep
aslımay altay göney
"arkası var"
aslımay altay göney
"arkası var"
kağıt üzerine mürekkep
aslımay altay göney
"arkası var"
35x50 cm
kağıt
aslımay altay göney
"arkası var"
aslımay altay göney
"arkası var"
apel 5/2 aslımay altay göney "arkası var"-"ongoing"
[05.06.2010 - 31.07.2010]

aslımay altay göney
"arkası var" – “ongoing”
5 haziran - 31 temmuz 2010

Birimizin hikayesi aslında hepimizin hikayesi…
Baş son belirtmeksizin, yeni bir şey önermeksizin olanca halleriyle kağıt üzerinde toplanan, dağılan, çoğalan, bitişen, aralananlar bu hikayeden alıntıların birer tasviri…
sıradan, olağan, tanıdık…
kesit almanın sahiden keserek denendiği, olağanlığın tasvirinin ayrıntıları içinde eriten birer lekeye indirgendiği tanıdık haller arası arasıda bir gidiş geliş…
ne ilk ne de son, arkası var…

Aslımay Altay Göney

Kağıdın kesiği, fotoğrafın arabı…

“Renkleri tek tek alırsan hepsi tarikat” Cemal Süreya

Önce bir temas duyarsınız, hiç farkettirmeyen, kuşkulu, anlık bir temas.
Bunu giderek yayılan bir sıcaklık izler. Sonra acı. Gitgide artan bir acı…
İnsanın en çok canını yakanlar, hiç beklemedikleridir. Kağıt kesikleri gibi.
Bu yumuşacık şeyin, en sert, en kuytu yerlerinize, nasıl olup da bu kadar işlediğine ve kanattığına şaşarak kıvranırsınız.

Aslımay’ın sanatı, tam da kağıt kesiğinin etkisine ve yakıcılığına sahiptir. Bu tek başına bir hüner sayılmaz kuşkusuz. Hüner; dünyanın en yumuşak nesnesiyle bu etkiyi yaratabilmektedir. İşte Aslımay’ın başardığı da tam olarak budur.

Dünyayı yorumlamak için aracı kıldığınız nesneler karakterinizi ele veriyorsa eğer, koca Akdeniz’i bir portakal kabuğuyla anlatmak tam da Aslımay’ın harcıdır. Nesne yumuşak, etkisi ıtırlı, ortaya çıkan tılsımlı…

Ben onu ilk tanıdığımda, sadece çok meraklı ve bir o kadar da güzel bir çift gözden ibaret bir ilkokul kızıydı Aslımay.
Sözün gani olduğu bir coğrafyada, hayata sorular sorarak sözün hükmünü yere sermekle meşguldu.
Aradan yıllar geçti, artık sorularını nesnelere yükleyip yolculadığı atölyesine ilkokul öğrencisi kızımla gittiğimizde kızımın nesne algısı değişmişti.
Bir kağıtla yazıdan başka işler de yapılabileceği, bir kumaştan sanat da biçilebileceğini öğrenmiştik.

“Arkası Var” işlerini ilk işittiğimde bir “süreklilik” metaforu üzerine Aslımayca dokunuşlar göreceğimizi düşünmüştüm önce. Yapılan işleri görünce bundan çok daha fazlasını buldum.
Bizi insan yapan “ikilik”lerimiz, ancak üzerine ışık düşünce ortaya çıkan kontrastlarımız ve tonlarımız üzerine, cevabı içinde barındıran yeni sorular armağan etmiş bize.
Bunu yaparken, başımıza kakılmamış bilge bir hikaye anlatıcılığını da iliştirmiş sanatına. Bu bağlamda sanatın “artakalan” olmadığını, tersine düşlerimize, hayatlarımıza esastan ve usulden dâhil olduğunu fısıldamış kulaklarımıza.

Fotoğraf filmi gümüş nitratla kaplanır. Güneşi gördüğünde kararan bu elementin sayesinde ışığın çok parladığı yerler çok kararır. Halkımız buna “Fotoğrafın arabı” deyip çıkmıştır işin içinden. Aynı arabın nasıl beyaza dönüştüğünü ve renklerin gerçek hayattaki karşılıklarını nasıl aldığını görerek teknolojik bir diyalektik algısı da kazanmıştır. Her gözükenin tersine dönüşebileceğine bir pay tanımışsa insanımız, bunu biraz da fotoğrafın arabına borçludur.
“Arkası Var” da en kadim öykülerimizi, kesiklerle, lekelerle ve bir fotoğrafın arabı diyalektiğinde anlatıyor Aslımay.
Biz onu nasıl anlatmalıyız?
Yazının başında Cemal Süreya ile başlamıştık. Sonunda da ondan el alabiliriz. Şimdilerde dünya deryasına dalan Aslımay’a en uygun söz onda çünkü...

“Dağ görgüsü kazanır Ağrı’yı bir kez görse de kişi
Marmara’dan yirmi yılda çıkaramayacağı gerçeği
Okyanusu beş dakika seyretmekle kavrar”

Sırrı Süreyya Önder