anasayfa
apel hakkında
sergi
sanatçılar
gelecek sergiler
geçmiş sergiler
uluslararası sergiler
başka yerlerde
kataloglar
basında apel
linkler
iletişim
english
Galeri Apel © 2007.
tüm hakları saklıdır.
Son güncellenme: 20.11.2017.
kullanım şartları

« geri
» sergi
güler güngör
sergiden genel görünüm
güler güngör
sergiden genel görünüm
güler güngör
sergiden genel görünüm
güler güngör
sergiden genel görünüm
güler güngör
“renklerde halay”, karışık malzeme
güler güngör
"penelope beklerkenI-II”, yün, pleksi, metal
güler güngör
“değişim I”,metal
güler güngör
“değişim III”, aliminyum, kumaş
güler güngör
“değişim V”, metal, demir tel
güler güngör
“sancı”, yerleştirme
güler güngör "yılan, zaman" "snake, time"
[01.06.2007 - 30.06.2007]

Niçin mi yılan?

Yılan tüm canlı türleri arasında biyolojik ve estetik olarak yapısının yanısıra, diğer farklı özellikleriyle incelemeye ve üzerinde düşünülmeye değer bir canlı türüdür.

Yılanı, bu sergideki çalışmalarıma konu olarak almamın en önemli nedeni, yılanın her sene baharda, tam yağmur zamanında, eskiyen derisini değiştirip kendini yenileme sürecine hazırlamasıdır. Bu özelliği yılanı diğer canlı türlerinden farklılaştırıyor.

Yılanı yakından izleyip, yılanın değişiminden bu denli etkilenmemin, kökleri çocukluğumun geçtiği Urfa’ya uzanır.

Urfa’da doğduğum evin ve diğer eski Urfa evlerinin temelinde bir yılan ailesi ve topluluğunun yaşadığı varsayılır. Halk arasında, tılsımlı oldukları söylenen bu yılanların evlerin koruyucusu olduğuna inanılır.

Güneydoğunun, geçmiş kültürlerini incelediğimizde, yılanın bir çok özellikleriyle bu kültürleri etkilediğini görürüz.

Yılanın derisini(gömleği de denir) değiştirme süreci çok ilginçtir. Yılan bu süreç sırasında, kendini kuytu bir köşeye çeker, günlerce aç kalıp etrafındaki sert yüzeylere derisini sürterek çektiği acılı sancılar sonrasında eski derisinden kurtulur. Bazen de bu değişimi tamamlayamadığından açlıktan ölebilir. Deri değiştirmenin hemen ardından, kendi derisini açlıktan yediği de olur. Değişimini tamamlayan yılan, parlak ve ışıldayan derisiyle baharı ve yeni bir yaşamı karşılamaya hazırdır.

Çocukluğumdan hatırlıyorum bu değişim sonrası yılanın kilerimizde bıraktığı eski derisi evcilik oyunumun bir parçası olmuştu. Bu süreç beni çok etkilemiş olmalı ki, bugün bile bu değişimi düşünüyor ve insan yaşamıyla arasında bağlantılar kuruyorum. Bizler kızgınlıklarımızı, kırgınlıklarımızı, hırslarımızı, kıskançlıklarımızı veya sahip olamadıklarımızı katran gibi kara bir bulamaç gibi derimizin üzerinde taşıyoruz, bu ağır bir hammallık olsa da, atmaya cesaret edemiyoruz. Bir yılan kadar cesur davranamıyoruz. Hep suçluyu ve sebepleri başka yerlerde arıyoruz, daha doğrusu o derinin bizi nasıl esir aldığını görmezlikten geliyoruz. Kendimizle yüzleşmekten, bu yüzleşmenin ağır sonuçlarından korkarak kaçıyoruz. Korkularımız bizi binlerce kez öldürür.

Yılan kadar cesur olamıyoruz.
Savaşlar bile; kendini değiştirmekten korkan korkakların eseridir.

Güler Güngör
mayıs 2007